30 günde seks terapisi

 

 

Tıpkı insanoğlu gibi kadın-erkek ilişkileri de doğar, yaşar ve ölür; evlilikse sigara gibidir! İlişkiyi ölüme her gün bir adım daha yaklaştırır.

Ölüme yaklaşacak da olsa, daha flört günlerinden itibaren özellikle kadınların açık ya da gizli amacı, bir an önce evlenmektir, çünkü evliliğin cazip tarafları da yok değildir. Hayatı paylaşma ve birlikte daha fazla zaman geçirme fikri, birbirine aşık iki kişiye ister istemez çekici gelmez mi? Fakat işte evliliğin şeytaniliği, uzaktan en güzel görünen yüzünün aynı zamanda en hain yanı olmasından kaynaklanır.

Genç sayılabilecek yaÅŸlarda tanışıp 30′larının sonlarında, örneÄŸin on yıldır evli olan ve tabii kendilerini uzun süredir evli hissedenler, hep aynı küçük mutluluklardan ve aynı büyük sıkıntılardan söz ederler. Bu sıkıntıların çoÄŸu, heyecanlarının çoktan tüketildiÄŸi, bütün havai fiÅŸeklerin patlatılıp artıklarının yıllar önce çöpe atıldığı, büyük problemler yaÅŸanmasa bile çoktandır duraÄŸan ve can sıkıcı bir atmosferin hakim olduÄŸu yerde yaÅŸanır: yatak odasında.

Bazı insanlar, evliliğin bu doğal sürecini kırmak, en azından yavaşlatmak için çaba gösteremeyecek kadar tembeldirler ve karı-kocalıktan kardeşliğe doğru hızla ilerlerken hiçbir girişimde bulunmamayı tercih ederler. Bazıları, bir zamanlar birbirlerine duydukları heyecanı üçüncü bir kişiye, ortak bir ürüne, yani bir bebeğe yönlendirerek tazelemeyi denerler.

Tekdüzeliğin seks hayatlarından kaynaklandığı gerçeğiyle yüzleşebilecek kadar cesur olanlar ise, fantezi dünyalarına sığınır, gidip tuhaf yerlerde sevişmeyi ya da gittikleri her yerden seks oyuncakları toplamayı denerler. Aynı şekilde, birbirlerini özlemek ve birbirlerinin yokluğunun nasıl bir şey olduğunu hatırlamak için bir süre ayrı yaşamaya karar verenler de olabilir.

Benzer sorunlarla evlilikleri günden güne yavanlasan bir çift, bugüne kadar hiç görülmemiÅŸ bir çözüm yoluna baÅŸvurmuÅŸ ve aralarında anlaÅŸarak ‘çivi çiviyi söker’mantığıyla, bir ay boyunca her gün seks yapmışlar. Tabii ki bu onlar için zaman zaman yıpratıcı bir deneyim olmuÅŸ fakat bu bir ayın sonunda istedikleri sonuca ulaÅŸtıklarını iddia ediyorlar.

İşte tuttukları seks günlüğünden bazı bölümler >>>

30 GÜNLÜK SEKS GÜNLÜĞÜ

1. GÜN: On yıldır birlikteyiz. EÄŸer seks bir sanatsa ve yatakta bir ilham perisinden söz edilebilecekse, bu perinin bizi gittikçe daha seyrek ziyaret ettiÄŸi, hatta son altı aydır evimize neredeyse hiç uÄŸramadığı kesin! DiÄŸer birçok çift gibi yeni deneyimler peÅŸinde koÅŸmaya ya da evlilik danışmanlarının kapısını çalmaya kalkışabilirdik fakat biz baÅŸka bir yol seçtik ve hem araları gittikçe açılan seviÅŸmelerimizi sıklaÅŸtırmak hem de zevk almak için her gün seks yapmaya karar verdik; ne kadar yorgun, ne kadar stresli, ne kadar isteksiz olursak olalım… Becerip beceremeyeceÄŸimizi ve iÅŸe yarayıp yaramayacağını henüz bilmiyoruz ama denemeye deÄŸer!

4. GÜN: Henüz ikimizde de hiçbir zorlanma belirtisi yok. Ön sevişmeye fazla zaman ayırmıyor, hızlı bir biçimde sonuca ulaşmayı tercih ediyoruz. Acaba boyumuzdan büyük bir işe mi kalkıştık? İkimizin de içinde bu terapiyi elimize yüzümüze bulaştırma korkusu var. Ancak bunun ilerleyen günlerde değişeceğini ve endişelerimizi yenerek cinsel hayatımızı adım adım yeni bir boyuta taşıyacağımızı umuyoruz.

7. GÜN: ‘Her gün seks’ terapimizin birinci haftasını doldurduk. Uzun zamandır birbirimizin bedeniyle bu kadar sık ve yoÄŸun zaman geçirmediÄŸimiz için, bu bizim için büyük bir yenilik. Seks, gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Åžu bir haftada birbirimizin artık çok iyi tanıdığımızı sandığımız vücudunda her gün yeni zevkler, daha önce varlığından haberdar olmadığımız duyarlı noktalar bulmaya baÅŸladığımızı ÅŸaşırarak fark ettik.

12. GÜN: On yıl boyunca cinsel hayatımız konusunda oturup konuştuğumuz olmamıştı. Utandığımızdan değil, bunu gereksiz bulduğumuzdan. Bizim evliliğimizdeki cinsellik de herkesinki kadar iyi ya da herkesinki kadar kötüydü; kelimelere dökülecek bir şey yoktu. Konuşmak adeta sorun olduğunu kabul etmek demekti ve bu, ikimizin de işine gelmiyordu. Bugüne kadar seks hakkında yaptığımız tek ciddi ve uzun konuşma sonucunda, bu terapiyi uygulamaya karar vermiştik. Oysa daha sık seks yaptıkça bu konuda konuşmak ve şakalaşmak da bizim için daha kolay hale gelmeye başladı.

Artık cinsellik, günlük sohbetlerimizin ayrılmaz bir parçası. Üstelik konuyu eşeleyip sekse gerçek anlamda kafa yordukça yaratıcılığımızın da geliştiğini fark ettik. Son üç gündür ön sevişmeye daha fazla ihtiyaç duyuyor ve daha uzun zaman ayırıyoruz, ikimiz de isteklerimizi dile getirme ve ayrıntı verme konusunda daha cesuruz.

15. GÜN: Bazı günler terapiyi sürdürmek bizim için o kadar da kolay deÄŸil. Toplantılarla dolu, stresli bir iÅŸ gününün sonunda eve gelip de ‘seviÅŸmek’ gibi son bir ödevi daha olduÄŸunu hatırlamak insanın canını sıkabiliyor. Yorgunluktan parmağını kıpırdatacak hali yokken ya da yazılmayı bekleyen raporlar masaya yığılmışken seks yapmayı kim ister? Fakat biz ortaklaÅŸa bir karar verdik ve bu kararın gereklerini yerine getirmeliyiz, isteksizliÄŸin ‘her gün seks’ terapisinin doÄŸal bir parçası olduÄŸunu daha terapiye baÅŸlamadan tahmin etmiÅŸtik; insan her gün, en sevdiÄŸi yemeÄŸi yemeye bile tahammül edemez.

Ancak burada amaç, cinsel hayatımızın sürekliliÄŸini korumak… EÄŸer bir kez ara verirsek, yine eski düzene döneceÄŸimizi ve yaÅŸadığımız baÅŸarısızlığın etkisiyle bu kez belki daha da tatsız ve durgun bir cinsel hayatımızın olacağını ikimiz de biliyoruz. EÄŸer seks hakkında yeni bir ÅŸeyler öğrenmenin peÅŸindeysek, hiçbir gerçek öğrenme sürecinin sancısız, sıkıntısız geçmeyeceÄŸini unutmamalıyız. 15. günün moralimizi bozmaması gerek. Yine de bu akÅŸam seviÅŸmeyi fazla uzatmıyoruz ve ödevini biraz baÅŸtan savma bir biçimde de olsa yapmış öğrencilerin rahatlığıyla uykuya dalıyoruz.

17. GÜN: Bir iş seyahati sebebiyle ayrı kalmamız gerekiyor. Bu beklenmedik durum terapiyle ilgili bütün planlarımızı bozduğu için ikimiz de biraz suratsızız ama bize biraz nefes alma imkânı vereceği için de galiba içten içe seviniyoruz. Çünkü aylık terapi döneminin ortalarına doğru enerjimizin azaldığını ve zorlanmaya başladığımızı fark ettik. Ayrı kalacağımız 3 gün belki de tek başımıza kalarak geçtiğimiz dönemde yaşadıklarımızı gözden geçirmemiz, eksiklikleri tespit etmemiz ve cinsel hayatımıza başka neler katabileceğimizi bulmamız için iyi bir fırsat.

21. GÜN: İnsan alışkanlıklarının değerini onlardan uzak kalınca anlıyor. Sekssiz geçen üç günün bizi bazı yönlerden rahatlatacağını sanırken, birbirimizin vücudunu deli gibi özlediğimizi fark ettik. Uzun evliliğimiz boyunca ayrı kaldığımız zamanlarda bile, birbirimizi özleme duygusunu unuttuğumuz için, bu bizim için çok büyük bir adım. Demek ki terapi sonuç veriyor: bizi birbirimizin bedenine daha düşkün hale getiriyor. Bundan sonraki 8 günü çok iyi değerlendirmeliyiz.

23. GÜN: Bazı günleri sadece ön sevşmeye ayırıyoruz. Orgazm bizim için nihai hedef olmaktan çıktı. Çünkü hedefe giden erotik yolda hedef kadar özel zevkler keşfettik. Cinsel fantezilerimizi ifade etme konusunda hiç olmadığımız kadar rahatız ama bu fantezi işini abartmaktan yana da değiliz. Terapi sürecinin özelliği, evlilikte sıkıcı bir alışkanlık olarak nitelendirilen seksi, sevdiğimiz bir alışkanlığa dönüştürmek, doğal sevişme tarzımızdan uzaklaşmak ya da birlikteliğimize tamamen aykırı yollara sapmak değil, ilişkimize farklı renkler katacağını bilmekle birlikte, uç fantezilerin
sorunumuza çözüm olabileceğine inanmıyoruz; çünkü bu tür fantezilerin sürekliliği yok.

26. GÜN: Yüzdük yüzdük kuyruÄŸuna geldik ve birlikte kısa bir seyahate çıkmaya karar verdik. Aslında çok iyi gidiyoruz ama tiraf etmeliyiz ki ikimiz de biraz yorulmuÅŸ durumdayız. Özellikle bir aylık dönemin ortalarında epey zorlandık, hatta içten içe piÅŸman olduk ama tabii kimse ilk ‘bırakalım’ diyen olmayı istemiyordu.

Terapinin son birkaç gününü seyahatte geçirmek, mekan değişikliğinden faydalanmak ve sonuçları birlikte görmek iyi fikir olabilir. Geçtiğimiz 26 günlük döneme baktığımızda, bedenlerimizin cinsel istek konusunda inişli çıkışlı ve birbinden farklı bir seyir izlediğini görüyoruz. Doğal olarak her zaman ikimiz de aynı derecede hevesli olmuyorduk; o zaman da daha hevesli olan partnerin diğerini ikna etmek için daha fazla çaba göstermesi gerekiyordu. Bunun da yaratıcılığı ve yataktaki çalışkanlığı artıran bir yanı vardı.Karşı tarafın hassasiyetlerine daha fazla önem vermek, vücudundaki duayrlı noktaların üstüne gitmek, uzun zamandır unutulmuş olan baştan çıkarma oyunlarını oynamak; bütün bunların bize çok şey kattığını düşünüyoruz.

Bir duygusal beraberliÄŸin başında kadın ve erkeÄŸin birbirleri için deli olmaları ve tutku dolu bir cinsellik yaÅŸamaları hiç de ÅŸaşırtıcı deÄŸil. Asıl marifet, gündelik hayatın sorumlulukları, her akÅŸam aynı kiÅŸiyle, aynı evde, aynı yatakta bir araya geleceÄŸini bilmenin yarattığı umursamazlık ve tembellik, birbirinin sinir bozucu yanlarını öğrenmek, klasik tartışma ve kavgalar iÅŸin içine girdikten sonra, bütün bu karmaÅŸanın arasında partnerlerin eski cinsel hazları yeniden bulmaları ve bunlara yenilerini eklemeleri…

30. GÜN: Seksin ilginç bir yanı olduğunu fark ettik. Sevişmek için her zaman istekli anları beklememek lazım. Çünkü cinsel istek bazen, hatta on yıllık bir evlilikten sonra, genellikle sevişmeye başladıktan sonra geliyor.Birbirimizin bedeninden ne kadar uzak kalırsak uzaklaşmaya o kadar meyilli olduğumuzu ve aynı şekilde, ne kadar yakınlaşırsak bunun biraz daha yakınlaşmamızı tetiklediğini gördük.

Fiziksel olarak yakınlaşmak bizi duygusal ve zihinsel olarak da yakınlaştırdı; uzun zamandır etmediğimiz kadar uzun sohbetler yapmaya, olumlu ya da olumsuz, bütün duygularımız hakkında daha rahat konuşmaya başladık. Yatak dışında da birlikte zaman geçirmekten büyük keyif alır hale geldik. On yıl sonra uyguladığımız bu terapinin sonunda ise bildiğimizi sandığımız şeyin yabancı yanlarını keşfetmeyi öğrendik. Meğer bir insanı tam anlamıyla tanımak on yılda bile mümkün değilmiş. Üstelik ikimiz de değişmiş, kadınlık ve erkeklik sürecinde yepyeni noktalara gelmişiz.

Uyguladığımız terapi, her çift için iyi bir çözüm olmayabilir. Bizim için de zorlayıcı yanları vardı ki zaten böyle olacağını baştan tahmin etmiştik fakat emeğimizin karşılığını aldığımızı düşünüyoruz. Bu çözün yoluna başvurmasaydık muhtemelen birbirimizden her anlamda, gittikçe artan bir hızla uzaklaşacak ve sonunda ya ilişkimizi bitirme noktasına gelecek ya da bir yığın çift gibi aslında hiçbir yere gitmeyen bir evliliği, sırf hayatımızda radikal bir değişiklik yapmaktan korktuğumuz için, çeke çeke sürüklemeye çalışacaktık.

DediÄŸimiz gibi, baÅŸka bir çift kendi doÄŸrularına ve iliÅŸkisinin yapısına uygun bambaÅŸka çözüm yolları geliÅŸtirebilir. Önemli olan, birlikteliÄŸinden hâlâ mutluluk ve heyecan duyan iki kiÅŸinin, bu mutluluk ve heyecanın gökten zembille inmesini beklemek yerine dizginleri ele almaları ve iliÅŸkilerindeki sorunlarla yüzleÅŸmeyi bilmeleri…

Bunlar İlginizi Çekebilir

 

 

Yorum yapın

* Zorunlu Alanlar


TopOfBlogs
TopOfBlogs